Uykusuz yazı


Masamda kullanım aralığına göre mesafesi ayarlı herşeyin. Küllük ve sigara yakınımda sık sık başvurduğum için, çay 2 kül çırpmada bir, resmin her satır başında. Otobüsün cam kenarına denk gelince mutlu olan bir adamdım ben niye bu durgunluğum ısrarla görkeme bürünüyor ki? Yalnızlığımın sebebi ruhuma işlemiş insan borsasından olsa gerek. Makul krizlerim var ve mutluluğumun uğradığı develüasyonun haddi hesabı yok.

Kavuşsana bir tanem

Merhametimize su katıldı diye mi sustuk biz seninle? Hep bu kazanmaya alerjimizden biliyorum. Kaybetmeye alışkanlığımızı hala cebimizde taşıdığımız akbil ele veriyor. Otobüs bekliyorsan kaybettin bu dünyada. Mutluluğumuzu tüketip vadeyi bozmasaydık belki de çocuklarımız olacaktı terfiye inanan. Okul müsamelerinde masum, iş hayatında müsamele uzmanı olacaklardı. Emekliliğimiz için tüm psikolojimizi doğrultup, sonra farkına varacaktık sevişmelerin emeklilikten daha büyük birikim olduğunu. Neden kimse aptal cips reklamlarındaki kadar çılgın ve kişisel gelişim kitaplarındaki kadar hayata odaklanmış değil? Hani okuyunca içimizdeki canavar uyanacaktı ? İçimizin kışı bitmedi diye olsa gerek. Canavarı uyanık tutacağız diye insanlık sızdı ruhumuzda bir yerde. Ayrıca niye ben hala seni tanımıyorum? oysa herşey hazır. Kitaplığım bile…

 

Duy tweetlerimi Rabbim!

Kahrolsun çeyrek asırlık simitçileri göstermeyen navigasyon cihazları! Onlar ki evden işe, işten eve akan nehrin asırlık seyrinde ekmek avlarlar. Bilirler sorunsuz toplum yaratmak için baskıyla uğraşmanın toplumu sorundan kurtarmayacağını. Kadın mesela, telefonunu asla unutmaz bir adamı terkederken merhametini unuttuğu yerde. Artık terkedişler self servis yerlerde yaşanıyor, balangıçlar ısmarlama… Twitter’dan Allah ile konuşmaya çalışan insanlar kadar şaşkınım sevgilim. Bir salavatı 123 kez daha retweet edersem kabul olacak dileğim. Televizyondaki hocanın hesabı öyle dedi. Ne dileyeceğimi nerden bileyim? Faizli krediyi onaylasınlar diye sana yalvaranları gördü bu gözler. Ben şimdi ne istediğimi bildiğimden nasıl emin olayım ? Yani o olsun, gülsün yeter, borçları ben çalışır öderim. Yani daha fazlasına dua edeceğim ama katındaki kredi notu zayıf müminliğimden, risk düzeyinde diye çekinmekteyim.

Zapping killer

Rezilliğimiz kadar değerleniyoruz artık. Televizyonlarda mümkün mertebe gündüz kuşakları rezillik üzerine kurgulanmış. Kültürü mahvetmek için ne gerekiyorsa masraftan kaçılmamış.  Kimi giysiler giyip ortalıkta turluyor, bir kaç tane klişe dinazoru üzerine aşağılama ve dedikodu yapıyor, sonra yarışmacılar çirkefleşmeye başlıyor. Sonra film kopuyor. Kanal değiştireyim diyorsunuz, hoppala!

Kaynanası ile bir olup kocasını öldürüp parçalayıp saklayan kadın, tv programında onu arıyor. Böyle bir durumda Poliiissss! Diye bağırıp telaşa düşmek lazımdı. Ama sağolsunlar üzerimize öyle bir yavşama serpilmiş ki, onu kahraman sunucumuzun tesbit etmesini bekliyoruz. Kanal değiştirelim tekrar…
İşte şimdi de karşımızda birbirine atıp duran yarışmacılarla başka bir jüri, değiştirelim! Şimdi de hayatta kalmaya çalışırken dedikodu yapan birsürü türk bir adada! Akşamı bekleyip dizi izleyelim diyorsunuz, onlar da nasıl adam öldürüp, çarpıp çırpıp zengin olursunuz, başka ilişkileri parçalayıp sevdiğinizi nasıl elde edersiniz gibi öğretiler içeriyor. Şeytanın reklam yerleştirme kampanyası gibi!

İçimizdeki hayvan esnemeye başlıyor ve biz de onlardan biri oluveriyoruz. İnsanlığın içinde barınan canavar artık kira ile insanlığı uyutuyor içinde. Barış, kemal ablerin ve Adile teyzelerin yetiştirdiği çocuklar, kendi çocuklarını nasıl yetiştiriyor buyrun görün işte.

 

Tüm bunların yanında; bu ülkede Hala saçmalayabilen insanları tanımak çok güzel.  Tüm disiplini ile düzenli olarak çıldıran bir memlekette saçmalamayı özlediğinizi düşünebiliyor musunuz?

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*