Yanılgı üzerine
aidiyet duygusunun yoksunluğu gülüşünde
ser vermez oldu sır için hiçbir maşuk
pencere buğusunda kayan damla gibi özlemin
kış kadar uzaksın bana, aralık kadar soğuk
fikrin çok resmi bir kıravat gibi sıkarken boğazımı
tazminsiz, arzusuz istafımı veriyorum düşlerine,
kapital sevmelerin kurumsallığına bırakıyorum seni
ifşasız, saklı kalan haklarımın hesabı mahşere
mineralsiz gözyaşlarından medet umulmaz artık
teskin edilmemiş alın terimin samimiyetindeyim
yanılmalardan devşirilmiş bir akıl geldi ki başıma,
sensizliğin huzurunu kabullenmek niyetindeyim
zamanın tanıklığıyla çürütülüyor iyi bildiklerim
şimdi yıpranmış ruhumun onarıcı mahkemesinde
çok seçenekli bir dünya duruyor, az hatalı
ne sen varsın, ne de “sana inanmak” içinde



Comments are closed.